Kendiniz olun, diğer herkes çoktan kapıldı.
— Oscar Wilde.
Bu yeni blogumun ilk gönderisi. Bu bloga yeni başlıyorum. Yeni gönderiler için gözünüz açık olsun. Yeni güncellemeler yayınladığımda bilgilendirilmek için aşağıdan abone olun.
Kendiniz olun, diğer herkes çoktan kapıldı.
— Oscar Wilde.
Bu yeni blogumun ilk gönderisi. Bu bloga yeni başlıyorum. Yeni gönderiler için gözünüz açık olsun. Yeni güncellemeler yayınladığımda bilgilendirilmek için aşağıdan abone olun.
Karanlık odamda, karanlık ruhların arasında kalışlarımda aydınlık aramayıp usulca açtım bembeyaz sayfayı, hiddetim ve sakinliğim arasında kaldığım ince çizgide nakış nakış yazdım dizelerimi…Sonra birden bire gürleyip belirdi
şair silüetim. Bana; ‘durma! ‘ der gibi zincirledi sanki mısralara…ya da… yada kırk beş kalibre gibi parçaladı bedenimi aslında beni öldürmedi. Evet öldürmedi çünkü sürün der gibiydi.Fakat karanlık ruhlarım izin vermedi sürünmeme zira kibir vazgeçilmezleri idi. Bununla beraber sürünmedim ama neye yarar ki bunca ayakta kalma gayretinde bulunma vaziyeti ? Bu yol yordu beni… bu rol yordu beni….Bana gereken huzurdu bir parça olumsuzlukları unutturacak kadar.Mamafih hayatın benden istediği;ayaklarımı kullanmadan sabahtan akşama,yazdan kışa ,yağmurdan kara koşmamdı. Peki buna değer mi?
Buna değmezdi..
Gök patlayacak ,ruhum yükselince arşa paranormal birkaç mesai ardından..
Sesler yükselip çığ olup düşecek ;
Kendimden sığınmak için çekildiğim kabuğuma.
Günü geldiğinde ;İşte başardım! Diyeceğim. Halbuki kaybettiklerimden dağ olurdu…ama üzülmüyorum çünkü
bizler ölüyüz… bulunduğumuz yerde ve bulunduğumuz yerde bulunan insanlar bizim yaşıyor olduğumuzun kanıtı değildir midir?
Ben ,Afrikada hayvanlarla aynı çamurlu sudan su içen küçük bir çocuk tarafından hiç bilinmedi var oluşum. Lüks mekanda içkisini yudumlayan yetişkin tarafından da bilinmedi.. bizler yokuz…bizler koleksiyonuz…
Ciğerlerimin isyanını duyabiliyorum. Her organım her hücrem isyanda sanki … eskiden bastırabiliyordum. Eskiden çok mu güçlüydüm ki ? Yoksa eskiden daha mı az farkındaydım geçirdiğim cinnetler kıyametinin?..cevapsız kalmış binlerce soru işaretlerinin oluşturduğu bu labirentte dönüp duruyorum. Acaba ,acaba nerede;artık yeter ulan! Diye haykırıp kendimi delik deşik edeceğim? Acaba hangi cevapsız sorunun altında yok olacağım?.. bilmiyorum. Kalbimin yorgunluğunu hissedebiliyorum. Kim bilir nasıl da hiddetleniyordur bana …oysa benim hiç suçum yok ki . Gücümün yetmemesi benim suçum mu ? Yoksa benim gücümün ayarında benim bu labirentte kayboluşuma göz yuman tanrının mı suçu? Bunca şeyin içinde çaresiz kalışım mı suç? Yoksa her gece göz yaşları eşliğinde tanrının yalvarışlarımı umursamayışımı suç? Suç kimde ?
Suç kimde!?…
Bu, orijinal olarak Blog Yazma Üniversitesi’nin bir parçası olarak yayımlanan örnek bir gönderidir. On programımızdan birine kaydolun ve blogunuza doğru şekilde başlayın.
Bugün bir gönderi yayımlayacaksınız. Blogunuzun nasıl görüneceği hakkında endişelenmeyin. Blogunuzu henüz adlandırmadıysanız veya bunaldığınızı hissediyorsanız merak etmeyin. “Yeni Gönderi” düğmesine tıklayıp bize neden burada olduğunuzu söylemeniz yeterli.
Bunu neden yapmalısınız?
Gönderi kısa veya uzun olabilir ve hayatınıza dair kişisel bir giriş, blogun amacı hakkında bir açıklama, geleceğe dair bir manifesto ya da yayımlamak istediğiniz içerik türlerine genel bir bakış sunabilir.
Başlamanıza yardımcı olacak birkaç soruyu aşağıda bulabilirsiniz:
Bunlar hakkında yazmak zorunda değilsiniz. Blogları harika kılan özelliklerden biri de öğrenmemizle, gelişmemizle ve birbirimizle etkileşime geçmemizle devamlı olarak gelişmeleridir. Ancak neden blog yazmaya başladığınızı ve buna nereden başladığınızı bilmeniz faydalıdır ve hedeflerinizi açıkça ifade ederek, daha fazla gönderi fikri elde edebilirsiniz.
Nasıl başlayacağınızı bilemiyor musunuz? Aklınıza gelen ilk şeyi yazın. Hepimizin sevdiği yazma üzerine bir kitabın yazarı olan Anne Lamott, kendinize önce “kötü bir taslak” yazma fırsatını tanımanızı söylüyor. Anne harika bir noktaya değiniyor; endişe duymadan, yalnızca yazmaya başlayın ve sonra düzenleyin.
Yayımlamaya hazır olduğunuzda, blogunuzun odaklandığı konuları açıklayan üç ila beş etiket ekleyin: yazma, fotoğrafçılık, kurgu, ebeveynlik, yemek, arabalar, filmler veya spor. Bu etiketler, bu konularla ilgilenen ziyaretçilerin Reader’da sizi bulmasına yardımcı olur. Yeni blog yazarlarının sizi bulabilmesi için etiketlerinizden biri mutlaka “zerotohero” olsun.